HomeServicesBlogDictionariesContactSpanish Course
← Aramaya dön

Meaning of bırakmak | Babel Free

Verb CEFR B1 Frequent
/bɯ.ɾak.ˈmak/

Tanımlar

  1. elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
  2. koymak
  3. bir işi başka bir zamana ertelemek
  4. unutmak
  5. |bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
  6. saklamak, artırmak
  7. bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
  8. engel olmamak
  9. sarkıtmak
  10. ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak
  11. bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
  12. uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
  13. bıyık veya sakal uzatmak
  14. özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
  15. boşamak
  16. kötü bir durumda terk etmek
  17. ayrılmak, terk etmek
  18. sınıf geçirmemek, döndürmek
  19. bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
  20. bakılmak, korunmak için vermek
  21. yanına almamak, yanında götürmemek
  22. sahiplik hakkını başkasına vermek
  23. yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
  24. bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek

Eşdeğerler

Örnekler

“sosyal medyayı bırakmak”

to quit social media

“sigarayı bırakmak”

to quit smoking

“içmeyi bırakmak”

to quit alcohol

“bırak konuşsun”

let him speak

“işi başkasına bırakmak”

to leave the job for someone else

“onu eve bıraktı”

she brought him home

“onu bıraktı”

she left him

“geçmişi bırakmak”

to forget about the past

“sakal bırakmak”

to grow a beard

“aç bırakmak”

to leave hungry

“Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı.”
“Gezmeyi haftaya bıraktık.”
“Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım”
“Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.”
“Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı.”
“Bırak, burasını benim defterimden okuyayım.”
“Saçlarını omzuna bırakmış.”
“Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu.”
“Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı.”
“Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim.”
“Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı”
“Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler.”
“Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi.”
“Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.”
“Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım.”
“Eşyamı size bırakacağım.”
“Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim.”
“Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.”
“İz bırakmak. Leke bırakmak.”

CEFR Seviyesi

B1
Intermediate
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.

Ayrıca bakınız

Learn this word in context

See bırakmak used in real conversations inside our free language course.

Start Free Course