Meaning of bırakmak | Babel Free
/bɯ.ɾak.ˈmak/Tanımlar
- elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
- koymak
- bir işi başka bir zamana ertelemek
- unutmak
- |bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
- saklamak, artırmak
- bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
- engel olmamak
- sarkıtmak
- ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak
- bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
- uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
- bıyık veya sakal uzatmak
- özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
- boşamak
- kötü bir durumda terk etmek
- ayrılmak, terk etmek
- sınıf geçirmemek, döndürmek
- bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
- bakılmak, korunmak için vermek
- yanına almamak, yanında götürmemek
- sahiplik hakkını başkasına vermek
- yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
- bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek
Örnekler
“sosyal medyayı bırakmak”
to quit social media
“sigarayı bırakmak”
to quit smoking
“içmeyi bırakmak”
to quit alcohol
“bırak konuşsun”
let him speak
“işi başkasına bırakmak”
to leave the job for someone else
“onu eve bıraktı”
she brought him home
“onu bıraktı”
she left him
“geçmişi bırakmak”
to forget about the past
“sakal bırakmak”
to grow a beard
“aç bırakmak”
to leave hungry
“Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı.”
“Gezmeyi haftaya bıraktık.”
“Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım”
“Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.”
“Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı.”
“Bırak, burasını benim defterimden okuyayım.”
“Saçlarını omzuna bırakmış.”
“Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu.”
“Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı.”
“Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim.”
“Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı”
“Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler.”
“Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi.”
“Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.”
“Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım.”
“Eşyamı size bırakacağım.”
“Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim.”
“Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.”
“İz bırakmak. Leke bırakmak.”
CEFR Seviyesi
B1
Intermediate
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.