bırakmak anlamı | Babel Free
bɯ.ɾak.ˈmakTanımlar
- elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
- koymak
- bir işi başka bir zamana ertelemek
- unutmak
- |bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
- saklamak, artırmak
- bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
- engel olmamak
- sarkıtmak
- ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak
- bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
- uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
- bıyık veya sakal uzatmak
- özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
- boşamak
- kötü bir durumda terk etmek
- ayrılmak, terk etmek
- sınıf geçirmemek, döndürmek
- bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
- bakılmak, korunmak için vermek
- yanına almamak, yanında götürmemek
- sahiplik hakkını başkasına vermek
- yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
- bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of bırakmak.
Eşdeğerler
Български
напускам
Bosanski
dati
ispustiti
Lasa
oslobađati
osloboditi
pustiti
дати
дозволити
испустити
ослобађати
ослободити
пустити
пуштати
Cymraeg
gadael yn llonydd
Deutsch
ablassen
Abschied nehmen
abtreten
aufgeben
aufgeben
auslassen
einlenken
entlasten
im Stich lassen
in Ruhe lassen
lassen
Nachgeben
überlassen
verlassen
verlieren
Verzicht leisten
Verzichten
English
Abandon
forsake
give in
leave
leave alone
let go
quit
quit
release
relinquish
relinquish
to abandon
to allow
to leave
to let
to let go
Español
abandonar
caer en
caerse
ceder
ceder ante
cejar
dar el brazo a torcer
dejar
dejar en paz
desamparar
desistir
entregarse
entregarse a
jaquir
naufragar
rendirse
rendirse ante
soltar
sucumbir ante
vencerle
Eesti
hülgama
Suomi
antaa
antaa periksi
hylätä
jättää
jättää
jättää rauhaan
kirvoittaa
laittaa
laittaa
luopua
luovuttaa
myöntyä
päästää
päästää
taipua
unohtaa
vuokrata
vuokrataan
Français
abandonner
céder
céder
dégager
démettre
foutre la paix
lâcher
lâcher la grappe
lâcher les baskets
laisser tranquille
Relâcher
release
release
Renoncer
s'écrouler
se résigner
Gaeilge
tréig
עברית
שחרר
हिन्दी
छोड़ देना
Hrvatski
dati
ispustiti
Lasa
oslobađati
osloboditi
pustiti
дати
дозволити
испустити
ослобађати
ослободити
пустити
пуштати
Հայերեն
լքել
Italiano
abbandonare
arrendersi
cedere
consegnare
consegnarsi
desistere
lasciare andare
lasciare in pace
lasciare stare
liberare
rilasciare
rinunciare
ritirare
ritirarsi
Қазақша
тастау
Nederlands
loslaten
met rust laten
opgeven
overgeven
prijsgeven
verzaken
verzaken (ann)
vrijlaten
wijken
Polski
dać spokój
dawać spokój
edycyjny
machnąć ręką
odpuścić
odpuszczać
opuścić
poddawać
porzucać
porzucić
pożegnać
przypuścić
puścić
puszczać
spuścić
spuszczać
wynająć
wynajmować
zostawiać w spokoju
zostawić w spokoju
zrzekać się
zwalniać
Русский
оставить
оставить в покое
оставлять
оставля́ть в поко́е
отказываться
отпуска́ть
отстать
поддаваться
поддаться
подла́мываться
подломи́ться
покидать
поки́нуть
проваливаться
провалиться
сдавать
сдаваться
сдаваться
сдаться
сдаться
уступить
Српски
dati
đe
ispustiti
Lasa
oslobađati
osloboditi
pustiti
дати
дозволити
испустити
ослобађати
ослободити
пустити
пуштати
Örnekler
“sosyal medyayı bırakmak”
to quit social media
“sigarayı bırakmak”
to quit smoking
“içmeyi bırakmak”
to quit alcohol
“bırak konuşsun”
let him speak
“işi başkasına bırakmak”
to leave the job for someone else
“onu eve bıraktı”
she brought him home
“onu bıraktı”
she left him
“geçmişi bırakmak”
to forget about the past
“sakal bırakmak”
to grow a beard
“aç bırakmak”
to leave hungry
“Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı.”
“Gezmeyi haftaya bıraktık.”
“Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım”
“Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.”
“Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı.”
“Bırak, burasını benim defterimden okuyayım.”
“Saçlarını omzuna bırakmış.”
“Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu.”
“Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı.”
“Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim.”
“Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı”
“Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler.”
“Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi.”
“Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.”
“Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım.”
“Eşyamı size bırakacağım.”
“Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim.”
“Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.”
“İz bırakmak. Leke bırakmak.”
CEFR Seviyesi
B1
Orta
Bu kelime CEFR B1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta seviye.
Bu kelime CEFR B1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free