Meaning of kalmak | Babel Free
/kɑɫmɑk/Tanımlar
- olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
- zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
- konaklamak, konmak
- oturmak, yaşamak, eğleşmek
- eğleşmek
- hayatını sürdürmek, yaşamak
- varlığını korumak, sürdürmek
- oyalanmak, vakit geçirmek
- sınıf geçememek
- işlemez, yürümez duruma gelmek
- ileriye atılmak, ertelenmek
- bir şeyle kaplanmak
- bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek
- miras olarak geçmek
- yapmamak
- belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
- yetinmek
- sınırlanmak
- herhangi bir durumu sürdürmek
- olmak, herhangi bir durumda bulunmak
- kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
Örnekler
“Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı.”
“Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı.”
“Tam beş sene benimle beraber kaldı.”
“O aileden bir bu çocuk kaldı.”
“Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı.”
“Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı.”
“Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de.”
“Araba yarı yolda kaldı.”
“Mahkeme ayın on sekizine kaldı.”
“Oda duman içinde kaldı.”
“Bugün iş maddesinde kaldık.”
“Çiftlik ana babasından kalmış.”
“Misafir geldi, gezmeden kaldık.”
“Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına.”
“Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı.”
“Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı.”
“Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık.”
“Ona utanmadan iftira eden o adama elinde delil olmamasından dolayı bakakalmıştı.”
“Patlamayı duyanlar korkudan donakalmıştı.”
“Yapabileceğini aklıma getiremediğim o cambazlıklarını görünce şaşakalmıştım.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.