HomeServicesBlogDictionariesContactSpanish Course
← Aramaya dön

kalmak anlamı | Babel Free

Fiil CEFR A2 Common
kɑɫmɑk

Tanımlar

  1. olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
  2. zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
  3. konaklamak, konmak
  4. oturmak, yaşamak, eğleşmek
  5. eğleşmek
  6. hayatını sürdürmek, yaşamak
  7. varlığını korumak, sürdürmek
  8. oyalanmak, vakit geçirmek
  9. sınıf geçememek
  10. işlemez, yürümez duruma gelmek
  11. ileriye atılmak, ertelenmek
  12. bir şeyle kaplanmak
  13. bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek
  14. miras olarak geçmek
  15. yapmamak
  16. belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak
  17. yetinmek
  18. sınırlanmak
  19. herhangi bir durumu sürdürmek
  20. olmak, herhangi bir durumda bulunmak
  21. kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur

Conjugation

Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of kalmak.

Full conjugation → Practice this verb →

Eşdeğerler

العربية أسقط رابط كرج مرق
Azərbaycanca qalmaq qalmaq
Français camp camp saquer sour
Galego estragar
עברית חנה
Italiano cannare
日本語 キャンプ 腐る
Kurdî man man
Nederlands bederven blijven buizen sjezen zakken
Svenska campa surna
Türkçe bozulmak ekşimek ekşitmek kokuşmak
Oʻzbekcha qolmoq
Tiếng Việt cắm trại

Örnekler

“Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı.”
“Arabada yalnız dört çocuk kalmıştı.”
“Tam beş sene benimle beraber kaldı.”
“O aileden bir bu çocuk kaldı.”
“Eniştemizin iptidai kalmış huyları da vardı.”
“Kısa bir süre tezgâhın önünde kaldı.”
“Çocukların içinde kalanlar da var geçenler de.”
“Araba yarı yolda kaldı.”
“Mahkeme ayın on sekizine kaldı.”
“Oda duman içinde kaldı.”
“Bugün iş maddesinde kaldık.”
“Çiftlik ana babasından kalmış.”
“Misafir geldi, gezmeden kaldık.”
“Refika, valide, iki kerime kaldık mı biz iki bin kuruş tekaüt maaşına.”
“Yalnız dayak atmakla kalmadı, onu işinden de çıkardı.”
“Amasya'da iken karşılaştığımız vaziyet yalnız Şeyh Recep Vakası ile kalmadı.”
“Fatma'nın yemek çantası olmasaydı dün aç kalmıştık.”
“Ona utanmadan iftira eden o adama elinde delil olmamasından dolayı bakakalmıştı.”
“Patlamayı duyanlar korkudan donakalmıştı.”
“Yapabileceğini aklıma getiremediğim o cambazlıklarını görünce şaşakalmıştım.”

CEFR Seviyesi

A2
Temel
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
See all A2 Türkçe words →

Ayrıca bakınız

Bu kelimeyi bağlamında öğrenin

Ücretsiz dil kursumuzda kalmak kelimesini gerçek konuşmalarda görün.

Ücretsiz kursa başla

Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free