Meaning of vermek | Babel Free
/veɾˈmek/Tanımlar
- Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek; lütfetmek, lütfeylemek.
- Bırakmak veya bağışlamak.
- atfetmek, ondan bilmek.
- Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına bildirmek
- Döndürmek, çevirmek, yöneltmek:
- Bir şeyi satmak:
- Kızı, kadını biriyle evlendirmek:
- yaymak
- Bitkinin ortaya çıkması
- Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak:
- Bir hâli bir kimse veya yerde hâkim kılmak:
- sahip olmasını sağlamak
- kazandırmak:
- Katmak
- Bir şey ayırmak
- Bir yere dayamak
- Doğurmak
- Bilgi edinmesi için göndermek:
- belirlemek:
- Cinsel yönden kendisini kullandırmak.
- Kız, yemekten sonra oğlana vermiş.
- Elindeki parayı kaptırmak; uçlanmak
Örnekler
“Bu çocuk bana biraz para verdi.”
This kid gave me some money.
“Barış'a verdin mi?”
Did you put out for Barış? (lit. Did you give [it] to Barış?)
“ver- + -i + vermek → verivermek (“to quickly give”)”
“Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.