vermek
Tanımlar
- Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek; lütfetmek, lütfeylemek.
- Bırakmak veya bağışlamak.
- atfetmek, ondan bilmek.
- Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına bildirmek
- Döndürmek, çevirmek, yöneltmek:
- Bir şeyi satmak:
- Kızı, kadını biriyle evlendirmek:
- yaymak
- Bitkinin ortaya çıkması
- Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak:
- Bir hâli bir kimse veya yerde hâkim kılmak:
- sahip olmasını sağlamak
- kazandırmak:
- Katmak
- Bir şey ayırmak
- Bir yere dayamak
- Doğurmak
- Bilgi edinmesi için göndermek:
- belirlemek:
- Cinsel yönden kendisini kullandırmak.
- Kız, yemekten sonra oğlana vermiş.
- Elindeki parayı kaptırmak; uçlanmak
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of vermek.
Eşdeğerler
33 more languages
Afrikaansgee
Azərbaycan dilivermək
Danskgive
Ελληνικάαποδίδω
Eestiandma
Galegoatribuír
Қазақ тіліберу
Nederlandsgeven
Polskifasowaćgasićnawalaćnawalićpowydawaćrozdaćrozdawaćugasićugaszaćwygasićwygaszaćwysiąśćzagasićzagaszaćzdzieraćzedrzećzgasićzużyćzużywać
Türkmençebermek
Українськавидавативидативикинутивипускативипуститивиставитивиставлятивідмовитивідмовлятигаситидатитушити
O'zbekchaqilmoq
中文發熱
繁體中文發熱
Örnekler
“Bu çocuk bana biraz para verdi.”
This kid gave me some money.
“Barış'a verdin mi?”
Did you put out for Barış? (lit. Did you give [it] to Barış?)
“ver- + -i + vermek⟳ → verivermek (“to quickly give”)”
“Bilgin'in bu çekingen tavırlarını kusurlu ve zayıf oluşuna verdi.”
CEFR Seviyesi
A2
Temel
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free