HomeServicesBlogDictionariesContactSpanish Course
← Aramaya dön

Meaning of çıkmak | Babel Free

Verb CEFR A2 Frequent
/t͡ʃɯkˈmɑk/

Tanımlar

  1. İçeriden dışarıya varmak, gitmek.
  2. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek.
  3. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak.
  4. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek
  5. Süresi dolduğunda ayrılmak:
  6. Yapılmak, yürümek:
  7. Yetişecek ölçüde olmak.
  8. Bir şeyden bir şey eksilmek.
  9. Meydana gelmek.
  10. Sıyrılmak, ayrılmak.
  11. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak.
  12. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek:
  13. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek.
  14. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bir şey bulmak.
  15. Yetkili birinin makamına iş için gitmek:
  16. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak.
  17. Bir konunun yetkililerce karara bağlanması.
  18. Mal olmak.
  19. Oyunda herhangi bir rolü oynamak.
  20. Bir yere ulaşmak, varmak.
  21. Karaya ayak basmak.
  22. Yayılmak, duyulmak.
  23. Olmak, bulunmak, var olmak.
  24. Bir iddia ile ortalıkta görünmek:
  25. Koku, ses vb. yayılması.
  26. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek.
  27. Bir şey bulaşmak.
  28. Binaya kat eklemek
  29. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak.
  30. Niteliği sonradan anlaşılmak.
  31. Belirmek, tanınmak.
  32. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak.
  33. Yerinden oynamak.
  34. Görünür veya belli bir durumda bulunmak.
  35. Oluşmak, olmak.
  36. Piyasaya sürülmek.
  37. Bitmek, büyümek, sürmek.
  38. Emir, talimat vb. verilmek.
  39. Ayın veya mevsimin geçmesi
  40. Yeni yetişip satışa sunulmak.
  41. Yükselmek.
  42. Sesini yükseltmek.
  43. Giderilmek, yok olmak.
  44. Bir şeyi unutmak.
  45. Ay'ın veya Güneş'in görünmesi.
  46. Kitap, dergi vb. kaynakların yayımlanması
  47. Aktarılmış olmak:
  48. Gerçek hâle gelmek:
  49. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak:
  50. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek:
  51. flört etmek
  52. Erişmek, görmek.
  53. Harcamak zorunda kalmak.
  54. Vermeye katlanmak
    slang

Örnekler

“Odadan hızla çıktım.”

I left the room quickly.

“Hayatı asla ciddiye alma, zaten canlı çıkan yok.”

Never take life seriously. Nobody gets out alive anyway.

“Artık çocukluktan çıktın, delikanlı oldun.”

You are no longer a child, you have become a young man.

“Evde çok kalıyorsun. Daha sık dışarı çık.”

You stay home too much. Get out more often.

“Motor yağı lekesi zor çıkar.”

Motor oil stain gets out hard.

“Savaş bu küçük şehir yüzünden çıktı.”

The war occurred because of this small city.

“Çocuk düşünmeden ağaca çıktı.”

The child climbed the tree without thinking.

“İki yıldır Ercan'la çıkıyorum.”

I've been dating Ercan for two years.

“Ondan altı çıkarsa dört kalır.”

Subtracting six from ten equals four.

“Çok kötü çıkmışım, bir daha çek.”

I look so bad, take another photo.

“Kalan undan ancak iki kaşık çıkar.”

The remaining flour will only make two spoons.

“Bu cadde sahile çıkıyor.”

This street leads to the coast.

“Adam işin ehli çıktı.”

The man turned out to be competent.

“Bu gazete haftada bir çıkıyor.”

This newspaper is published once a week.

“Yeni oyunda başrole çıktı.”

S(he) appeared as the lead role in the new play.

“Gel yarın koşuya çıkalım.”

Let's go for a run tomorrow.

CEFR Seviyesi

A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.

Ayrıca bakınız

Learn this word in context

See çıkmak used in real conversations inside our free language course.

Start Free Course