vurmak anlamı | Babel Free
vuɾˈmɑkTanımlar
- Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere veya bir kimseye hızla çarpmak; çakmak, geçirmek, inmek
- Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak
- Etkisi bir yere kadar ulaşmak
- Duyulmak, hissedilmek
- Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek
- Olumsuz yönde etkilemek
- Hızla değmek, çarpmak.
- Bir yere bir şey sürmek:
- Takmak, koymak, bağlamak:
- Bağlamak, ilişkilendirmek.
- Olduğundan başka biçimde görünmek:
- Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak.
- Uygulamak, basmak, koymak.
- Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak.
- Amaçladığı şeye rast getirmek.
- Silahla yaralamak, öldürmek:
- Dokunmak, hasta etmek:
- Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek:
- Kalp atmak, çarpmak:
- Piyango vb. çıkmak, isabet etmek.
- Desteklemek, dayamak:
- Koymak, yerleştirmek:
- Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak.
- Tavla oyununda pulu kırmak.
- Manevi olarak yaralamak.
-
İçki içmek. slang
-
Kadeh tokuşturmak. slang
-
Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. slang
- Çarpma işlemini yapmak.
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of vurmak.
Eşdeğerler
Örnekler
“ona vurdum”
I hit him
“uyansın diye davula vurdu”
he beat the drum to wake him up
“bana güneş vuruyor”
the sunlight is falling upon me
“ona zincir vurdular”
they tied him up in chains
“ikiyi beşe vurmak”
to multiply two by five
CEFR Seviyesi
B2
Orta üstü
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free