Meaning of yapmak | Babel Free
/jɑpmɑk/Tanımlar
- bir dileği, bir isteği yerine getirmek
- bir harekete, işe başlamak veya hareketle, işle uğraşmak
- bir şeyi başka bir şey hâline getirmek
- çıkarmak, salgılamak
- davranışı, fikri, isteği işe dönüştürmek
- davranmak, hareket etmek
- dışkı çıkarmak
- düzenli hâle getirmek
- evlendirmek
- gerçekleştirmek, meydana getirmek, oluşturmak, ortaya koymak, tahakkuk ettirmek
- inşa etmek
- olmak
- olmasına yol açmak
- tamir etmek, onarmak
- tehdit yoluyla birini bir hâle düşürmek
- üretmek
- yol almak
-
Becermek slang
Örnekler
“Sana kek yaptım.”
I made you a cake.
“Ödevini yaptın mı?”
Did you do your homework?
“Babam bozuk lambayı yaptı.”
My father fixed the defective lamp.
“Şu işi yapıver diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu.”
“Koşu yapmak.”
“Sarsıntı yapmak.”
“Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım.”
“Tükürük bezleri tükürük yapar.”
“Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı.”
“Çocuk altına yapmış.”
“Yatak yapacağım.”
“Yolu yaptılar.”
“Bu kızı sana yapacağız.”
“Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım.”
“Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır.”
“İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır.”
“Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı.”
“Altın yapmak.”
“Servet yapmak.”
“Durgun sular sıtma yapar.”
“Bozulan saatimi saatçi yaptı.”
“Ben adamı ne yaparım, biliyor musun?”
“Ayakkabı yapmak onun işiydi.”
“Kazan çalıştığından gemi yol yapıyordu.”
CEFR Seviyesi
A1
Beginner
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.