bulmak anlamı | Babel Free
buɫ.mɑkTanımlar
- arayarak veya aramadan, bir şeyle, bir kişi ile karşılaşmak
- bir şeyi elde etmek
- kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek
- varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek
- ilk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek
- istenilen şeye kavuşmak, nail olmak
- bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak
- herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak
- seçmek
- sağlamak, temin etmek
- cezaya uğramak
- hatırlamak
- Bir şeyi belirlemek:
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of bulmak.
Eşdeğerler
Afrikaans
vind
Български
откривам
Cymraeg
datguddio
English
achieve
discover
discover
find
find
Invent
invent
to discover
to find
to invent
to reach
trace
Unearth
Euskara
aurkitu
Galego
desenterrar
한국어
달
Кыргызча
табуу
Te Reo Māori
huke
Nederlands
opgraven
Português
desenterrar
Română
dezgropa
Türkmençe
tapmak
Türkçe
ermek
Oʻzbekcha
topmoq
Örnekler
“Seni yakışıklı buluyorum.”
I find you handsome.
“Arkeologlar Çorum'da yeni bir tarihi eser bulmuşlar.”
Archeologists have discovered a new historical artifact in Çorum.
“Barutu Çinliler buldu.”
Chinese (people) invented the gunpowder.
“Yıllarca çalıştı, çabaladı ve sonunda istediği hayatı buldu.”
She had worked so hard for years, and finally received the life she desired.
“Kafam her an bir konu bulmak için binbir çeşit şeye müracaat ediyor.”
“Paramı buldum.”
“Şu kuvvetin, cevherin sırrını bulmaya çalışıyorum.”
“Ben de bunu akıllıca buldum.”
“Bazen onlara yeni ve güzel kıyafetler buluyor.”
“Sen otur ye, ben yatarken, kendim bir şeyler bulur, yerim.”
“Eden bulur.”
“Bir türlü bulamadım caminin ismini dersem inanır mısınız”
CEFR Seviyesi
A2
Temel
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free