kesmek anlamı | Babel Free
cesˈmecTanımlar
- bıçak, makas ve benzeri bir araçla bir şeyi ikiye bölmek, parçalamak, doğramak
- dibinden ayırmak
- düzgün parçalara ayırmak
- kesici bir araçla yaralamak
- ucunu almak
- hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak
- son vermek, gidermek
- ara vermek
- bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek
- akımı durdurtmak
- belirtmek, kararlaştırmak
- verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek
- para basmak
- azaltmak, güçleştirmek
- iskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak
- geçişi önlemek
- susmak
- hasta organı ameliyatla almak
- bölmek, ayırmak
- yazıyı, filmi kısaltmak
- uydurmak, yalan söylemek
- rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak
- Bir rengin yayılması, bir renge bürünmek
- (mecaz) birini yermek, kötülemek
- (mecaz) karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak
- vahşice öldürmek
- oyuncuyu takım kadrosuna almamak
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of kesmek.
Eşdeğerler
Ελληνικά
σκοτώνω
English
Butcher
cut
cut off
cut the mustard
Interrupt
interrupt
Sever
slaughter
slaughter
slay
Slit
stop
to cut
to cut off
to stop
עברית
קטל
हिन्दी
हनना
Magyar
tűrhető
한국어
戕
Polski
ciąć
kroić
kroić
pokroić
pokroić
pomorzyć
pozabijać
rzezać
ściąć
ścinać
ścinać
ubić
ubijać
wyrżnąć
wyrzynać
wystarczać
wystarczyć
wytracać
wytracić
Русский
потянуть
Tiếng Việt
thủ tiêu
Örnekler
“Şu kabloyu kestim.”
I cut that cable.
“Viyanada Nazi tethişçileri saat 13 e doğru Viyana radyosunun stüdyosunu işgal ve stüdyoyu radyo verici istasyonla bağlıyan kabloyu kesmişler, bunun üzerine Nazilerden birisi mikrofonla hükûmetin istifa ettiğini her tarafa yaymıştır.”
Why was Mr. Dolfuss killed?
“Bağlantı kesilince yeniden aramadı.”
When the communication was interrupted, [he/she/it] didn't call again.
“Ağlamayı kes!”
Stop crying!
“Sakalını kesti.”
He shaved his beard.
“En iyi itemler ejderhaları kesince düşüyor.”
The best loot drops when you slay dragons.
“İpi kesmek.”
“Ağaçları kesmek. Dalları kesmek.”
“Eti kesmek. Patatesi kesmek.”
“Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim”
“Saç kesmek. Tırnak kesmek.”
“Koyun kesmek. Tavuk kesmek.”
“Bu ilaç baş ağrısını keser.”
“Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler.”
“Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler.”
“Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş.”
“Gününü daha kesmedik.”
“Ücretinden beş lira kesmişler.”
“Rüzgâr geminin yolunu kesiyor.”
“Yolu kesmek.”
“Kes artık yeter”
“Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri.”
“Rüzgâr yüzümü kesiyor.”
“Hiç değil beni kesmeden edemez o.”
CEFR Seviyesi
B2
Orta üstü
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free