Meaning of bakmak | Babel Free
/bakˈmak/Tanımlar
- bakışı bir şey üzerine çevirmek
- aramak
- bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
- bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
- beslemek, geçindirmek
- bir işi birinden beklenmek
- hastayı muayene etmek
- tedavi etmek için ilgilenmek
- denemek, incelemek, yoklamak
- bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
- ilgilenmek
- meşgul olmak, uğraşmak
- yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
- korumak, gözetmek
- renklerde benzemek, andırmak
- anlamak, farkına varmak
- başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
Örnekler
“Eve bakıyorum.”
I'm looking at the house.
“Ev bakıyorum.”
I'm looking for a house.
“Zamanla nasıl değişiyor insan. Hangi resmime baksam ben değilim.”
“Limana bakan penceresinden deniz görünürdü.”
“Evin bütün işleri bana bakıyor.”
“Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız”
“Pasaport işine polis bakar.”
“Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı.”
“Çocuğum, sen derslerine bak.”
“Bu iş beş bin liraya bakar.”
“Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor.”
“Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez.”
“Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak”
CEFR Seviyesi
B1
Intermediate
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.