Meaning of can | Babel Free
/ˈd͡ʒan/Tanımlar
- insan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık, can kuşu, ruh
- Çanakkale iline bağlı bir ilçe belediyesi
- Bir erkek ismi. varlığın hayatı, yaşamı anlamında, can, gönül, hayat, ruh, yaşayış
- İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden alet, kampana
- birey, ferd; kişi, şahıs
- Çanakkale ilinin bir ilçesi
- canlı olma hâli
- Elâzığ ili Karakoçan ilçesine bağlı bir köy
- gönül
- insan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık
- insanın hislerine taşıyan iç âlemi
- insanın kendi varlığı, özü
- sevgi ve yakınlık hissiyle kendisine bağlanılan
- Bektaşilik ve Mevlevîlikte tarikat kardeşi
Örnekler
“Canı yok edecek olan yine kendisidir.”
“Benimle beraber dört canız.-- - Falih Rıfkı Atay”
“Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu.”
“Çirkin bana kurban, ben de güzele. Can sever güzeli, maldan ziyade.”
“Çirkin bana kurban, ben de güzele Can sever güzeli, maldan ziyade”
“Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım.”
“Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi.”
“Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çıkarlar.”
“Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.