Meaning of kulak | Babel Free
/ku.ˈɫɑk/Tanımlar
- Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesine bağlı bir köy.
- kulak kepçesi, işitme kanalı, kulak zarı, çekiç kemiği, örs, üzengi kemiği, kulak salyangozundan oluşan işitme organı
- Mersin ili Tarsus ilçesine bağlı bir köy.
- bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
- balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
- saban kulağı
- duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı
- telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
- akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri
- seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
- koltuk gibi mobilyaların kolçağı.
- Radyo frekansını ayarlayan düğme
- Musluğu açıp kapamaya yarayan düzenek
- varlıklı Rus köylüsü
Örnekler
“Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum.”
“Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.