HomeServicesBlogDictionariesContactSpanish Course
← Aramaya dön

Meaning of kulak | Babel Free

Noun CEFR A2 Frequent
/ku.ˈɫɑk/

Tanımlar

  1. Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesine bağlı bir köy.
  2. kulak kepçesi, işitme kanalı, kulak zarı, çekiç kemiği, örs, üzengi kemiği, kulak salyangozundan oluşan işitme organı
  3. Mersin ili Tarsus ilçesine bağlı bir köy.
  4. bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
  5. balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
  6. saban kulağı
  7. duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı
  8. telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
  9. akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri
  10. seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
  11. koltuk gibi mobilyaların kolçağı.
  12. Radyo frekansını ayarlayan düğme
  13. Musluğu açıp kapamaya yarayan düzenek
  14. varlıklı Rus köylüsü

Eşdeğerler

English ear Kulak

Örnekler

“Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum.”
“Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu.”

CEFR Seviyesi

A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.

Ayrıca bakınız

Learn this word in context

See kulak used in real conversations inside our free language course.

Start Free Course