Meaning of koltuk | Babel Free
/koɫˈtuk/Tanımlar
- Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer.
- Amasya ili Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir köy.
- Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye.
- Karabük ili Ovacık ilçesine bağlı bir köy.
- Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri tören.
- Yapıcılıkta yan destek.
- Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip.
- koltuklanma
- kayırma
- Yüksek mevki, makam:
- genelev
-
Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. dialectal
-
Kenar, tenha yer. obsolete
Örnekler
“Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı.”
“Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı.”
“Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, koltuk yapılmıştı.”
“O koltuktan hoşlanmaz.”
“Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez.”
“Koltuk kavgası.”
“Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.