Meaning of yer | Babel Free
/[jæɾ̥]/Tanımlar
- Acun, Dünya
- Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk; mahal, mevzi.
- Gezinilen, ayakla basılan taban.
- Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge; mevki.
- konum.
- Türkiye stratejik bakımdan önemli bir yerdedir.
- ülke.
- Geçim sağlamak için çalışılan iş yeri.
- önem
- iz
- Üzerine yapı kurulmaya elverişli arsa.
- Ekime elverişli toprak parçası; arazi.
- Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan; mahal, nokta.
- Otel, motel vb.nde kalınacak oda.
- yerküre.
-
durum. metaphoric
Örnekler
“O yere hiç gitmedim.”
I’ve never been there.
“Yerin üçte ikisi sularla kaplıdır.”
Two thirds of the earth is covered with water.
“elindekini yere düşürdü”
he dropped the thing on his hands to the ground/floor
“Türkiye'nin Asya'daki yeri”
the importance of Turkey in Asia
“yerini duvara vurmuş”
he hit his butt to the wall
“bir yerinden uyduruyor”
he is making it up from his butt
“yerimde olsan ne yapardın?”
what would you do if you were in my shoes/place?
“evde bana da yeriniz var mı?”
do you have a place in your house for me too?
CEFR Seviyesi
A1
Beginner
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.