kalkmak
Tanımlar
- oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak
- gitmek üzere yerinden ayrılmak
- uyanarak yataktan ayrılmak
- yukarı doğru yükselmek
- yola çıkmak
- uçmak, havalanmak
- yerinden ayrılıp yol almaya başlamak
- hayvanın iki arka ayağı üzerinde dik durum almak
- kabarmak, ayrılmak
- derlenip götürülmek
- hastanın iyileşerek gezecek duruma gelmesi
- varlığı, hayatı son bulmak
- yok olmak, artık bulunmamak
- girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek
- geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak
- uygulanmaz olmak
- güncelliğini yitirmek
- bir durumdan başka bir duruma geçmek
- başka yere gitmek, taşınmak
- ayakta beklemek
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of kalkmak.
Eşdeğerler
29 more languages
Azərbaycan diliqalxmaq
DeutschabblätternabdrehenabkommenablösenabschälenaufstehenaufwachenaufweckenblätternerwachenerweckenKette gebenlüftenpellenschälenwachrüttelnwecken
हिन्दीउठना
Kurdîrîşe
Polskioberwaćobrywaćobudzićpobudkapodnieśćpodnosićpostawićstanąćunieśćunosićwstaćwstawaćwyrastaćwytrzymywaćzerwać
Portuguêsacordar
Русскийбудитьвставатьвстатьотменятьсяотстоятьподниматьсяпостоятьпробудитьсяпроснутьсястатьупраздняться
සිංහලඉගිලෙනවා
Українськавідвалитисявідвалюватисявставативстатизвестисязводитисяпідійматисяпідійнятисяпіднестисяпідніматисяпідноситисяпіднятисяповставатиуставати
中文起床
繁體中文起床
Örnekler
“Tartının bir ucuna yük bindirir isen öbür ucu kalkar.”
If you load one side of a balance scale the other side will rise.
“Kartal kalkar dal sarkar, dal sarkar kartal kalkar.”
The eagle rises the branch sinks, the branch sinks the eagle rises.
“ayağa kalkmak⟳”
to stand up
“Körle yatan şaşı kalkar.”
One who sleeps with the blind will wake up squint-eyed.
“Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı.”
“Niye kalktınız, biraz daha otursaydınız.”
“İstemeye istemeye, altüst olmuş yataktan kalktım.”
“Terazinin bir gözü inince öbürü kalkar.”
“Uçak pistten kalktı.”
“At, art ayakları üzerine kalktı.”
“Masanın kaplaması kalktı.”
“Ne zaman kalkacağını, nereye gömüleceğini bilmek⟳, bildirmek⟳ mümkün değil.”
“Hasta bir haftaya kadar kalkar.”
“Halifelik kalktı.”
“Ortalıktan kar kalkınca gelebilirim.”
“Gözlüklerini takmadan okumaya kalktı.”
“Yasanın bu maddesi kalktı.”
“Sıkıyönetim kalktı.”
“Bu âdet çoktan kalktı.”
“Dörtnala kalkmak⟳.”
“Tırısa kalkmak⟳.”
“O yıl çok geçmeden piyade taburu bizim ilçeden başka ilçeye kalktı.”
“Mektepte cezaya kalkmış gibi duruyorsun.”
CEFR Seviyesi
C2
Ustalık
Bu kelime CEFR C2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — ustalık seviye.
Bu kelime CEFR C2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — ustalık seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free