Meaning of görmek | Babel Free
/ɟøɾˈmec/Tanımlar
- göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
- anlamak, kavramak, sezmek
- yanına gidip konuşmak
- bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
- belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
- yapmak, etmek
- kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
- almak
- bir şeye erişmek
- çok değer vermek
- bir işleme uğramak
- yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
- ziyaret etmek
- karşılaşmak, rastlaşmak
- gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
- sahne olmak, geçirmek
- saymak, herhangi bir şey gibi görmek
- gezmek
- vermek
- takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
Örnekler
“Hastayken ateşim 39'u gördü.”
My fever reached 39 degrees while I was sick.
“Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin.”
“İş görmek. Masraf görmek.”
“Birinden ders görmek.”
“Cebi para görmek.”
“Gözü yalnız parayı görüyor.”
“Teftiş görmek.”
“Ev güneş görüyor.”
“Körler parmaklarıyla görürler.”
“Bu ova çok savaş gördü.”
“Ankara'yı gördün mü”
“Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey.”
CEFR Seviyesi
A1
Beginner
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.