görmek anlamı | Babel Free
ɟøɾˈmecTanımlar
- göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
- anlamak, kavramak, sezmek
- yanına gidip konuşmak
- bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek
- belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
- yapmak, etmek
- kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak
- almak
- bir şeye erişmek
- çok değer vermek
- bir işleme uğramak
- yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak
- ziyaret etmek
- karşılaşmak, rastlaşmak
- gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak
- sahne olmak, geçirmek
- saymak, herhangi bir şey gibi görmek
- gezmek
- vermek
- takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of görmek.
Eşdeğerler
Azərbaycanca
görmək
Bosanski
Ana
doživjeti
gledati
motriti
preživeti
preživjeti
preživljavati
razlučiti
razlučivati
spaziti
гледати
мотрити
преживети
преживјети
преживљавати
разлучивати
разлучити
спазити
Eesti
nägema
Hrvatski
Ana
doživjeti
gledati
motriti
preživeti
preživjeti
preživljavati
razlučiti
razlučivati
spaziti
гледати
мотрити
преживети
преживјети
преживљавати
разлучивати
разлучити
спазити
Latviešu
redzēt
Монгол
үзэх
Örnekler
“Hastayken ateşim 39'u gördü.”
My fever reached 39 degrees while I was sick.
“Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin.”
“İş görmek. Masraf görmek.”
“Birinden ders görmek.”
“Cebi para görmek.”
“Gözü yalnız parayı görüyor.”
“Teftiş görmek.”
“Ev güneş görüyor.”
“Körler parmaklarıyla görürler.”
“Bu ova çok savaş gördü.”
“Ankara'yı gördün mü”
“Baba hiç param yok, biraz görsen beni, dediği sabahı minnetle anımsar Ali Bey.”
CEFR Seviyesi
A1
Başlangıç
Bu kelime CEFR A1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — başlangıç seviye.
Bu kelime CEFR A1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — başlangıç seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free