Meaning of açmak | Babel Free
/ɑt͡ʃˈmɑk/Tanımlar
- bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek, kapatmanın karşıtı
- bir cihazı, bir düzeneği çalıştırmak
- bir toplantıyı, etkinliği başlatmak
- bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek
- birbirinden uzaklaştırmak
- alanını genişletmek
- sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu hâlden kurtarmak
- avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek
- ayırmak, tahsis etmek
- beğenmek
- bir konu ile ilgili konuşmak
- bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak
- bulutların dağılmasıyla gökyüzünün aydınlanması
- düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu hâlden kurtarmak
- düzenlemek, yapmak
- alışverişi başlatmak
- engeli kaldırmak
- ferahlık vermek
- güzel göstermek, yakışmak
- görünür hâle getirmek
- poker, satranç v.s. oyunları başlatmak
- rengin koyuluğunu azaltmak
- savaşla almak, fethetmek
- sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek
- tıkalı bir şeyi bu hâlden kurtarmak
- yarmak
- (mecaz) geçit sağlamak
Örnekler
“Camı açmadım.”
I didn't open the window.
“Işıkları açar mısın lütfen?”
Could you turn the lights on, please?
“çukur açmak”
to dig a hole
“toplantıyı açmak”
to start a meeting
“dükkanı açtılar”
they opened the shop
“konseyi açmak”
to start a council
“okulda bir kütüphane açılacak”
a library will be opened in the school
“perdeyi açmış”
he opened the curtains
“sırlarını açmak”
to reveal one's secrets
“otelde bana da bir oda açın!”
reserve a room in the hotel for me too!
“Burası beni açmadı, başka yere gidelim”
I don't like this place (lit, this place doesn't satisfy me), let's go somewhere else
“çiçekler açtı”
the flowers bloomed
“kalemlerini açtı”
he sharpened his pencils
“iftar vakti orucunu açacak”
he will break his fast in iftar
“ordu ülke bir açtı”
the army conquered a country
“Dönüş yolunda radyoyu açtık.”
“Kollarını açtı.”
“Hürriyet-i Ebediyye Abidesi'nin çevresini açmak için çalışıldı.”
“Size derdimi açmaya geldim.”
“Senin için üst katta bir oda açtık.”
“Burası beni açtı, çok beğendim.”
“Hava açtı.”
“Yumağı açmak.”
“Üniversite giriş imtihanını kuralları okuduktan sonra açtılar.”
“Bakan, tütün piyasasını açtı.”
“Karla kapanan yolu açmak.”
“Bu renk odayı açtı.”
“Kollarını, göğsünü açmış.”
“Bu boyayı biraz daha açmalı.”
“Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu.”
“Su borusunu açmak.”
“Çıbanı açmak hastayı rahatlatır.”
“İki oda arasına kapı açtık.”
CEFR Seviyesi
B1
Intermediate
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.