Meaning of kaynamak | Babel Free
Tanımlar
- Bir sıvının, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdaması
- Yiyeceğin ve içeceğin fokurdayacak derecedeki suda pişmesi, haşlanmak
- Yerden çıkmak
- Kırık, çatlak kemik veya metal parçalarının eski durumunu alması, birbirine yapışması.
- yaranın kapanması, iyileşmesi
- Mayalı bir şeyin kabarıp köpürmesi
- Midenin ekşimesi
- Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak
- Çok miktarda bulunmak
- Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak
- Gerektiği gibi yapılamamak
- Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak
- Coşmak, heyecanlanmak
- Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olması.
- Arada kaybolmak
- kızmak, sinirlenmek
Örnekler
“Basınç arttıkça su daha yüksek sıcaklıkta kaynar.”
When pressure rises, water boils at a higher temperature.
“Bu gölde balıklar kaynıyor. / Bu göl balıklarla kaynıyor.”
This lake teems with fish.
“Su, 100 °C'de kaynar.”
“Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu.”
“Şıra kaynamış.”
“Deniz kaynıyor.”
“Burası karınca kaynıyor.”
“Burada bir iş kaynıyor.”
“Lafa daldık, ders kaynadı.”
“Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu.”
“Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.