Meaning of bozmak | Babel Free
/[bo̞z.ˈmɑk]/Tanımlar
- Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek.
- dokunmak zarar vermek
- geçersiz hâle getirmek
- büyük miktardaki bir parayı, alt birimleriyle değiştirmek
- bozguna uğratmak, mağlup etmek, yenmek.
- altını paraya çevirmek, bozdurmak.
- yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek
- bağ veya bostanın son ürününü toplamak
-
Bir kızın bekâretine zarar vermek. slang
- Biçimini ve kullanılışını değiştirmek.
- Altüst etmek, çıkmaza sokmak.
- (mecaz) bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek, dumura uğramak
- (mecaz) aklını kaybedecek derecede bir şeye düşkün olmak
- (mecaz) kötü duruma getirmek.
- Mahkeme itiraz yoluyla verilen kararı değiştirmek, yeniden yargılamanın önünü açmak.
- Oruç, abdest vb.ni geçersiz duruma getirmek.
- yazıyı silmek
Eşdeğerler
Örnekler
“Bu iki radyo istasyonu birbirini bozuyor.”
“Bu yemek midemi bozdu.”
“"Eğer nişanını bozduysa yazıklar olsun." - Memduh Şevket Esendalal”
“Düşman ordusunu bozmak.”
“Bostanı bozduk.”
“Eskileri bozuyor; beni, çocuğu giydiriyor.”
“Tam biraz rahat edeceğim, işimi bozuyorsun.”
“Adamcağızı fena bozdunuz.”
“Adamcağız politika ile bozmuş.”
“Ali yazar, Veli bozar.”
CEFR Seviyesi
C2
Mastery
This word is part of the CEFR C2 vocabulary — mastery level.
This word is part of the CEFR C2 vocabulary — mastery level.