Meaning of boş | Babel Free
/ˈboʃ/Tanımlar
- içinde üstünde hiç kişi veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı
- görevlisi olmayan, münhal
- yapılacak işi olmayan, işsiz
- kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli
- (mecaz) anlamsız
- (mecaz) bilgisiz
- bir işe yaramayan, yararsız
Örnekler
“boş kutu”
empty box
“boş kâğıt”
blank paper
“boş kadro”
vacant position
“Yarın sabah boşum.”
I'm available tomorrow morning.
“Boşları verin, mutfağa götüreyim.”
Hand me the empty cups, let me take them to the kitchen.
“boş teselliler”
useless consolations
“Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler.”
“Boş kadro.”
“Bugün sabah boşum, gelebilirsin.”
“Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir.”
“Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi”
“Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar.”
“Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz.”
CEFR Seviyesi
A1
Beginner
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.