Meaning of ağırlık | Babel Free
Tanımlar
- ağır olma durumu
- terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeyekonulan nesne
- değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer
- sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum
- uykudayken gelen ve insana boğulur gibi duygu veren durum
- yük, külfet
- takı
- sorumluluk
- etki, baskı, güçlük
- dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak
-
çeyizini düzmek için damadın gelineverdiği para, kalın dialectal
- (mecaz) sıkıntı
- (mecaz) ağırbaşlılık
- (mecaz) değerli olma durumu
- (mecaz) uyuşukluk ve gevşeklik durumu
- orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri
- yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite
- güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori
Eşdeğerler
English
weight
Örnekler
“Taşın ağırlığı.”
“Yükün ağırlığı.”
“Havanın ağırlığı.”
“Bütün ailenin ağırlığı omuzlarındadır.”
“Kadın bütün ağırlığını takıp düğüne gitti.”
“Bu işin ağırlığını tek başıma yüklendim.”
“Şimdi bütün ağırlığı reklama vermeli.”
“Çocuğa yıllar geçtikçe bir ağırlık geldi.”
“Hediyenin ağırlığı.”
“Beynime bir ağırlık peyda olmuştu.”
“Akşama doğru, ağırlığın başında bezgin neferlere iş gördürmeye uğraşıyordum.”
CEFR Seviyesi
C1
Advanced
This word is part of the CEFR C1 vocabulary — advanced level.
This word is part of the CEFR C1 vocabulary — advanced level.