yaşamak anlamı | Babel Free
ja.ʃaˈmakTanımlar
- Düzen vermek.
- bir durumu yaşar gibi olmak, bir durumla özdeşleşmek, duymak, hissetmek
- Yasa koymak.
- devam etmek, sürmek
- eğleşmek, oturmak
- endişesiz, hoş, varlıklı keyif sürmek, vakit geçirmek
- geçinmek
- görüp geçirmek, başından geçmek
- herhangi bir durumda olmak veya bulunmak
- keyfi yerine gelmek, mutlu olmak, işleri yolunda olmak
- varlığını sürdürmek
- canlılık, hayatını sürdürmek
- sağ olmak
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of yaşamak.
Eşdeğerler
Català
campar
Deutsch
auskommen
durchkommen
durchkommen
klarkommen
Leben
leben
über die Runden kommen
zurechtkommen
Español
apañárselas
arreglárselas
bandearse
componérselas
defenderse
ingeniárselas
ir tirando
rebuscársela
sobrenadar
subsistir
vivir
vivir
Magyar
megél
Latina
vivere
Português
sobreviver
Türkmençe
ýaşamak
Türkçe
geçinmek
Örnekler
“İstanbul'da yaşıyoruz.”
We live in Istanbul.
“Sen genç gibi yaşar, ihtiyar gibi ölürsün.”
“Onun anısı hep yaşayacak.”
“Köyde yaşamak ona şehirde yaşamaktan zor geldi.”
“Tek başına manevra yapan bir lokomotif rahatlığı ile hayatını yaşıyor.”
“Bu kazançla yaşamak kolay değil.”
“Balkan Savaşı'nın bütün acılarını yaşamış bir ailenin kızıydı.”
“Bekâr yaşamak, hür yaşamaktır.”
“Tek başına yaşamak.”
“Bu iş olursa yaşadık.”
“Balıklar suda yaşar.”
“Hiçbir şey yaşarken daha önemli değildir.”
“Deden yaşıyor mu”
CEFR Seviyesi
A2
Temel
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free