Meaning of güç | Babel Free
/ˈɟyt͡ʃ/Tanımlar
- ahlâk, düşünce ve fizik yönünden etki yapabilme veya etkiye direnebilme yeteneği
- bir cihazın, mekanizmanın iş yapabilme vasfı
- bir olaya yol açan her türlü hareket
- büyük etkinliği ve önemi olan vasıf
- millet, ordu v.s.'nin askerî, ekonomik ve endüstriyel potansiyeli
- mutlak, sınırsız nitelik
- yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kişi
- akarsuyun aşındırma ve taşıma kabiliyeti
- birim zamanda yapılan iş
- askerî, ekonomik, siyâsî v.s. bakımdan etki ve önemi büyük olan devlet ya da devletler topluluğu
- toprağın verimlilik kabiliyeti
Örnekler
“Bu ağır kapıyı yerinden kaldırmak güç ister.”
To move this heavy door from its location, one has to have strength.
“Arabamın gücü elli beş kilovat olduğundan vergisi az.”
As the power of my car is fifty five kilowatts, its tax is low.
“Yaşama gücü. Zihin gücü.”
“Motorun gücü”
“Paranın gücü.”
“İnsan gücü.”
“Tanrı'nın gücü.”
“Güçler dengesi”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.