Meaning of sınır | Babel Free
/sɯ.nɯɾ/Tanımlar
- İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi; hudut
- Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi.
- Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi; uç, had
- Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer; limit
- Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük; limit
Eşdeğerler
English
border
Örnekler
“Sınır namustur.”
Border is the honour.
“Her ferdinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedî olduğunu göstermelidir. Yüksel Türk! Senin için yükseklik sınırı yoktur. İşte parola budur. -Mustafa Kemal Atatürk”
The last breath of every individual must show that the breath of the Turkish nation will not be extinguished, that it is eternal. Rise, Turk! There is no limit of height for you. This is the motto. -Mustafa Kemal Atatürk
“Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.