hal anlamı | Babel Free
halTanımlar
- Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
- Tahttan indirme
-
Çözme, çözülme. obsolete
- bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı vasıfların hepsi
- Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı bir köy.
-
çözüm. obsolete
- dert, kötü durum, sıkıntı
-
eritme. obsolete
- güç, kuvvet, takat
-
Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. obsolete
- tavır, tutum
-
ismin hâli kavramının kısa şekli form-of, short-form
- şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
-
içinde yaşanılan anda sahip olunan şartlar obsolete
Eşdeğerler
Afrikaans
stamina
Čeština
výdrž
Ελληνικά
αντοχή
English
Birthmark
circumstance
grammatical case
Hall
position
position
present continuous
present progressive
resolution
situation
solution
Stamina
state
state
state
Eesti
vastupidavus
日本語
現在進行形
Кыргызча
окуя
Latina
firmitās
Polski
wytrzymałość
Русский
выдержка
выносливость
запа́с жи́зненных сил
настоя́щее дли́тельное вре́мя
настоя́щее продо́лженное вре́мя
стойкость
Svenska
status
Українська
витрива́лість
Yorùbá
agalẹ
Örnekler
“Can halden 3 kilo elma aldı.”
Can bought 3 kilos of apple from the covered market
“Meselenin hallini üzerine aldı.”
[He/She/It] took the solution of the issue on [him/her/it]self.
“Uyurken izliyorum en sevdiğim hâlini / Saçların dağınık, yüzünde yastık izi”
I watch my favorite state of you while you sleep / Your hair is messy, a pillow print on your face
“Herkes hâline göre bir hediye verdi.”
“Zavallının başına ne hâller geldi.”
“Şimdi gezmeye çıkacak hâlim yok.”
“Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan olduğunuz bellidir.”
“Hâl dediğimiz şey yarından sonra mâzì olacaktır.”
CEFR Seviyesi
B2
Orta üstü
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free