Meaning of hal | Babel Free
/hal/Tanımlar
- Sebze, meyve, bakliyat vb.nin satıldığı yer.
- Tahttan indirme
-
Çözme, çözülme. obsolete
- bir şeyin içinde bulunduğu şartların veya taşıdığı vasıfların hepsi
- Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı bir köy.
-
çözüm. obsolete
- dert, kötü durum, sıkıntı
-
eritme. obsolete
- güç, kuvvet, takat
-
Karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. obsolete
- tavır, tutum
-
ismin hâli kavramının kısa şekli form-of, short-form
- şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman
-
içinde yaşanılan anda sahip olunan şartlar obsolete
Eşdeğerler
Örnekler
“Can halden 3 kilo elma aldı.”
Can bought 3 kilos of apple from the covered market
“Meselenin hallini üzerine aldı.”
[He/She/It] took the solution of the issue on [him/her/it]self.
“Uyurken izliyorum en sevdiğim hâlini / Saçların dağınık, yüzünde yastık izi”
I watch my favorite state of you while you sleep / Your hair is messy, a pillow print on your face
“Herkes hâline göre bir hediye verdi.”
“Zavallının başına ne hâller geldi.”
“Şimdi gezmeye çıkacak hâlim yok.”
“Bambaşka bir hâliniz vardır sizin. Merhametli bir insan olduğunuz bellidir.”
“Hâl dediğimiz şey yarından sonra mâzì olacaktır.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.