Meaning of kurmak | Babel Free
/kuɾˈmak/Tanımlar
- Makine, cihaz, mobilya vb.ni oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek; monte etmek.
- hazırlamak
- yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek.
- gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak
- etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek
- yapmak, inşa etmek
- yapmak, oluşturmak
- ortaklık sağlamak
- belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek
- bir araya getirmek, toplamak
- düşünmek
- aklına koymak
- zihinde büyütmek
- sağlamak, oluşturmak
- (mecaz) Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek
Örnekler
“Atatürk, ülkenin ilk yıllarında sayısız fabrikalar kurdu.”
Atatürk established numerous factories in the early years of the country.
“29 Ekim 1923'te Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.”
On October 29 1923, Atatürk founded the Republic of Türkiye.
“Yatmadan önce saatini kurmayı unutma.”
Don't forget to wind up your watch before bed.
“Yeni yazılımı dizüstü bilgisayarıma kurdum.”
I installed the new software on my laptop.
“Avcılar, ormanda keklik avlamak için tuzak kurdular.”
Hunters set traps in the forest to hunt partridges.
“Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk.”
“Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor.”
“Turşu kurmak.”
“Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi”
“Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu.”
“Divan kurmak.”
“Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum.”
“O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz.”
“Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu.”
“Dostluk kurmak. İlişki kurmak.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.