Meaning of ocak | Babel Free
/oˈd͡ʒɑk/Tanımlar
- Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer
- Hem erkek adı hem de kız adı. erkek veya kız ad
- şömine.
- Erzincan ili Kemaliye ilçesine bağlı köy
- Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
- Erzurum ili Ilıca ilçesine bağlı köy
- Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer, kahve
- Rize ili Pazar ilçesine bağlı köy
- Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
- Trabzon ili Yomra ilçesine bağlı köy
- Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak çukuru
- Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
- Yılın birinci ayı, kânunusani
- Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri
- Ev, aile, soy
-
Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. dialectal
- Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer:
- Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği.
Örnekler
“Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar.”
“Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar.”
“Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak.”
“Mermer ocağı. Kömür ocağı.”
“Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu.”
“Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi.”
“Ocak ayını sevmem, oldum olası.”
“Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı.”
CEFR Seviyesi
C1
Advanced
This word is part of the CEFR C1 vocabulary — advanced level.
This word is part of the CEFR C1 vocabulary — advanced level.