ocak anlamı | Babel Free
oˈd͡ʒɑkTanımlar
- Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer
- Hem erkek adı hem de kız adı. erkek veya kız ad
- şömine.
- Erzincan ili Kemaliye ilçesine bağlı köy
- Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet
- Erzurum ili Ilıca ilçesine bağlı köy
- Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer, kahve
- Rize ili Pazar ilçesine bağlı köy
- Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer
- Trabzon ili Yomra ilçesine bağlı köy
- Bahçelerde ve bostanlarda her tür meyve ve sebze ekimine ayrılmış, çevresinden biraz yükseltilmiş toprak çukuru
- Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer
- Yılın birinci ayı, kânunusani
- Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri
- Ev, aile, soy
-
Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. dialectal
- Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer:
- Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği.
Eşdeğerler
Afrikaans
Januarie
Беларуская
студзень
Български
януари
Català
gener
Cymraeg
Ionawr
Dansk
januar
English
Chimney
family
fire
fireplace
furnace
furnace
hearth
home
Household
January
mine
mine
mine
mine
oven
oven
Quarry
Stove
teahouse
Esperanto
januaro
Eesti
jaanuar
Gaeilge
Eanáir
Galego
xaneiro
ગુજરાતી
જાન્યુઆરી
עברית
ינואר
हिन्दी
जनवरी
Magyar
január
Bahasa Indonesia
Januari
Íslenska
janúar
Lingála
yanuari
Lietuvių
sausis
Latviešu
janvāris
Malagasy
janoary
मराठी
जानेवारी
Malti
Jannar
Slovenčina
január
Slovenščina
januar
Gagana Sāmoa
ianuari
Shqip
janar
Kiswahili
Januari
ไทย
มกราคม
Tagalog
Enero
中文
一月
ZH-TW
一月
Örnekler
“Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar.”
“Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar.”
“Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak.”
“Mermer ocağı. Kömür ocağı.”
“Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu.”
“Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi.”
“Ocak ayını sevmem, oldum olası.”
“Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı.”
CEFR Seviyesi
C1
İleri
Bu kelime CEFR C1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — i̇leri seviye.
Bu kelime CEFR C1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — i̇leri seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free