Meaning of konuşmak | Babel Free
/[konuʃˈmɑk]/Tanımlar
- bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
- belli bir konudan söz etmek
- bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
- konuşma yapmak, nutuk çekmek, söylev vermek
- konuşma dili olarak kullanmak
- düşüncesini herhangi bir vasıtayla anlatmak
- ilişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek
- flört etmek
- dargın bulunmamak
- hayvan, oyuncak v.s. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak
- gizli bir bir şeyi açığa vurmak, ele vermek
- becermek, uzman gibi yapabilmek
- (mecaz) geçerli olmak, etkin olmak
- şık ve zarif görünmek
Örnekler
“Toplantıda Türkçe mi konuşmalıyım (yoksa) İngilizce mi?”
Should I speak Turkish or English in the meeting?
“Konuş benimle!”
Talk to me!
“Şey, konuşmamız gerek.”
Well, we need to talk.
“Çocuk daha konuşamıyor.”
“Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı.”
“İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal Kahvesi'nde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz.”
“Türkçeyi çok iyi konuşuyor.”
“Dilsizler el işaretleriyle konuşur.”
“Üst kattakilerle konuşuyoruz.”
“Fokstrotta uzun boylu konuşamam.”
“Yasaların yerine yumruklar konuştu.”
“Gömleğin konuşuyor.”
CEFR Seviyesi
A1
Beginner
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.