hak anlamı | Babel Free
hakTanımlar
- Allah
- toprak
- adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
- ağaç, maden, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı
- davada veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk
- emek karşılığı ücret
- kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı
- kişilerin hukuk düzenince korunan menfaatleri
- adalet, önen, türe, ülev
- pay
- verilmiş emekten doğan manevî yetki
Eşdeğerler
Azərbaycanca
haqq
Deutsch
absinken
anspruch
anspruch
den Kopf hängen lassen
durchbiegen
durchhängen
recht
Recht
recht
recht
wegsacken
Eesti
maa
한국어
처지다
Kurdî
maf
Latviešu
tiesības
Te Reo Māori
tika
Nederlands
doorbuigen
Örnekler
“Kadın hakları.”
Women's rights.
“maden hakları”
mining rights
“Mary, Elizabeth'in taht iddiasının geçersiz olduğuna inanıyordu.”
Mary believed that Elizabeth's claim to the throne was invalid.
“Maat, Antik Mısır'ın hak ve adalet tanrıçası.”
Maat, the Ancient Egyptian goddess of truth and justice.
“Üstelik adlî tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler.”
“Mühür hakkı.”
“Bu davada hak görmüyorum.”
“Resmî kâğıtlarda hak ve silinti yasaktır.”
“Haktan ayrılmamalı.”
“Komşu hakkı. Makas hakkı.”
“Ana hakkı ödenmez.”
“Çün bay-ü(zengin) geda hâke beraber girecek.”
CEFR Seviyesi
A2
Temel
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free