HomeServicesBlogDictionariesContactSpanish Course
← Aramaya dön

basmak anlamı | Babel Free

Fiil CEFR C2 Specialized
bɑsˈmɑk

Tanımlar

  1. vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak
  2. bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek
  3. bası işi yapmak, tab etmek
  4. örtmek, bürümek, kaplamak
  5. bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak
  6. baskın yapmak
  7. kişinin yeni yaşına girmesi
  8. sıkıştırarak yerleştirmek
  9. duman, sis vb. şeylerin çevreyi kaplaması, çökmesi
  10. sıvı ve gazları basınçla itmek
  11. küçük çocukların ayakta durabilmesi
  12. kümes hayvanlarının kuluçkaya yatması
  13. uygunsuz vaziyette yakalamak
  14. bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak
  15. Kıyafeti bir yana eğerek giymek
  16. Ateşli silahın tetiğine dokunmak, ateş etmek

Conjugation

Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of basmak.

Full conjugation → Practice this verb →

Eşdeğerler

العربية داس طبع وطئ
Azərbaycanca basmaq başmaq çap etmək çap etmək
Čeština parchant překlep tisknout vytisknout
Español errata imprimir
עברית דרך דרס הדפיס
हिन्दी छापना
Magyar megnyom
Bahasa Indonesia cetak injak ralat tancap
日本語 プリント 誤植
한국어 인쇄하다 찍다
Kurdî în în in stand stand
Latviešu iespiedkļūda
Nederlands drukfout misdruk
Русский опечатка
Sesotho hata
Türkçe yazdırmak
Tiếng Việt ấn loát in

Örnekler

“Bastığın yerlerde güller açtı, ...”

Roses blossomed where you stood, ...

“Yeni yağmış kara basmaya bayılıyorum.”

I love stepping on fresh, powdery snow.

“Bas gaza.”

Step on the gas.

“Hiçbir sıkıntı yokken tuş basmamaya başladı.”

For no good reason the key started not to work.

“Ben bastım ama tuş basmadı.”

I did press it but the button didn't work.

“peyniri küpe basmak.”

to stuff the cheese into the earthenware jar

“Kitabınızı ücretsiz basıyoruz.”

We publish your book for free.

“Yollarını ot basmış olan bu büyük köşk.”

This big mansion whose roads leaves have covered.

“Şuraya başparmağını bas, dediler, ben de bastım.”

They told me to impress (something) with my thumbprint and I did it.

“Ölen kızın intikamını almak için köyü basıp yakmış.”

(I heard) he raided and burned down the village to revenge the girl who died.

“Ihtilâcı Naziler evvelâ Radyo istasyonunu basarak müdürü öldürdüler, binayı ateşlediler”
“On dokuz yaşına yeni basmış, ürkek ve utangaç bir kızdım.”

I was a shy and timid girl who just turned 19.

“Şehri akşamüstü sis basmıştı.”

Fog has covered the city, right before the evening.

“Pompa bozulmuş, suyu basmıyor.”

Pump was broken, it doesn't pump the water.

“Kocamı yatağımızda başka kadınla bastım.”

I caught my husband in bed with another woman.

“Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı.”

Upon having problems arise, s/he started to sweat.

“Bench press'te 90 kilo basıyorum.”

I can bench press 90 kilos.

“BMW kaç basıyor?”

How fast a BMW can go?

“Kafam bu işe basmıyor ya.”

I just cannot comprehend what's happening.

“Bastığın yerlerde güller açtı, sarıldı ayaklarına.”
“Motor çalıştıktan sonra debriyaja basarsınız.”
“Yollarını ot basmış, çamları yükselip saçaklarına el atmış olan bu büyük köşk.”
“Peyniri küpe basmak.”
“Pompa bozulmuş, suyu basmıyor. Otomobilin lastiğine hava basmak.”
“Yüreğinin acısını duyuyordu. Sıkıntı basmış, terlemeye başlamıştı. İzin istedi." - Y. Z. Bahadınlı”

CEFR Seviyesi

C2
Ustalık
Bu kelime CEFR C2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — ustalık seviye.
See all C2 Türkçe words →

Ayrıca bakınız

Bu kelimeyi bağlamında öğrenin

Ücretsiz dil kursumuzda basmak kelimesini gerçek konuşmalarda görün.

Ücretsiz kursa başla

Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free