el anlamı | Babel Free
ˈelTanımlar
- kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutma veya iş yapmaya yarayan kısmı
- Bir soyadı. Il, ülke, memleket
- ahali, halk
- Bir soyadı. Ilgi, bağlantı
- bazı cisim ve araçların tutmaya yarayan kısmı
- Bir soyadı. Barış, sukunet
- defa, kez
- Bir soyadı. Kolun, bilekten aşağısı
- Yakınların dışında kalan kimse, yabancı
- (halk ağzı) aşiret, oba
- mülkiyet, sahiplik
- iskambil oyunlarında her bir tur
- iskambil oyunlarında oynama sırası
- il memleket, ülke, yurt
- tütünlerde biçim ve boyut bakımından birbirine benzeyen yaprak kümeleri
Eşdeğerler
Afrikaans
hand
አማርኛ
እጅ
Čeština
ruka
Dansk
hand
Ελληνικά
χέρι
English
alien
because
cause
country
deal
Foreigners
HAND
hand
hand
handle
homeland
possession
province
round
Strangers
tribe
Esperanto
mano
فارسی
دست
Français
main
Magyar
kéz
Қазақша
қол
Latina
xenoparochus
Te Reo Māori
ringa
Soomaali
gacan
Shqip
dora
Українська
кисть
IsiZulu
isandla
Örnekler
“Her sabah doğan güneş / Bir sabah doğmaz oldu / Elleri ellerimden / Kayıp giden yıldız oldu / Gülünce ışık saçan / O gözler yaşla doldu / Ağlama duymaz artık / Bir varmış, bir yok oldu / Giderken bıraktığı / Bütün renkler siyah oldu / Üzülme anla artık / Belki de huzur buldu”
The sun that rises every morning / One day did not rise / Her hands slipped out of my hands / And turned into a shining star / She smiled and while spreading her light / Those eyes were filled with tears / Don’t cry, she won’t hear anymore / Once upon a time she lived / As she went away, all the colors / She left behind turned black / Don't be sad, understand / Maybe she found peace
“elindeki her şeyi satmış”
he sold everything in his possession
“Her el sona kalan adam sensin.”
In every round you're the last man standing.
“İki el sıktı, ikisini de ıskaladı, sonra da bıçaklamaya çalıştı.”
He fired two rounds, whiffed both, and then he tried to knife him.
“onun elinden bir sürü şey çekti”
she suffered a lot because of him
“El var, titrer durur, el var yumuk yumuk. El var pençe olmuş, el var yumruk.”
“Sen öyle hareket edersen eller ne der sonra?!”
“Kapının eli gıcırdıyor.”
“Kâtip benim, ben kâtibim, el ne karışır!”
“Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.”
“Hep sol elini kullandığını görünce solak olduğunu anladım.”
“Kalktı göç eyledi Afşar elleri. Ağır ağır giden eller bizimdir.”
“Kış geceleri arkadaşlar arasında bir el poker çevirmek de keyiftir.”
“Çöller, Yemen ellerinden beter imiş.”
CEFR Seviyesi
A2
Temel
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Bu kelime CEFR A2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — temel seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free