Meaning of geçirmek | Babel Free
/ɟe.t͡ʃiɾˈmec/Tanımlar
- geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak
- bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek
- bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek
- tespit etmek, yazmak, kaydetmek
- bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak
- yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek
- bir süre yaşamak, oturmak, kalmak
- giymek, giyinmek
- bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak
- herhangi bir durumu yaşamış olmak
- etmek, yapmak
- hastalık bulaştırmak
- zaman harcamak
- bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak
- tırnak veya diş benzeri sert vücut parçalarını birinin üzerine şiddetli biçimde temas ettirmek
-
vurmak slang
-
kötü mal satmak, alışverişte aldatmak slang
-
öğrencilerin gözünde öğretmenin öğrencileri sınavda zorlaması. slang
-
kötü söz söylemek slang
Eşdeğerler
English
spend
Örnekler
“Çocukları karşıdan karşıya geçiriyorum.”
I'm crossing the street with the children
“Baban imparator olabilmek için bütün kardeşlerini kılıçtan geçirdi.”
Your father put all his brothers to the sword to become the emperor.
“Zamanım az, bu ödevi senden geçirebilir miyim?”
I'm low on time, may I copy your answers for this homework?
“Kalanımızı peşine takarak Murat Suyu'nun karşı kıyısına geçirdi.”
“Odanın eşyasını öbür odaya geçirmek.”
“Merkez, kadının dosyasına vefat kaydını geçirdi.”
“Yem torbalarını hayvanların boyunlarına geçirdikten sonra arkadaşına sordu.”
“Arkadaşımı geçirmeye gittim.”
“Oralarda geçirdiğim günleri daima bir endişe, bir nevi hüzün ile derhatır ediyorum.”
“Kılıçtan geçirmek. Dayaktan geçirmek.”
“Ne yapar ne eder, günde iki üç saatini at üstünde geçirirdi.”
“Nezleyi bana geçirdin.”
“Benim bu işlerle geçirecek vaktim yok.”
CEFR Seviyesi
B1
Intermediate
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.