sıkıştırmak anlamı | Babel Free
Tanımlar
- bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak
- bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
- gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek
- İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar. - R. N. Güntekin
- bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
- ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak
- kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak
- zorlamak
- sarkıntılık etmek
Conjugation
Browse the table or drill it — all tenses, moods, and persons of sıkıştırmak.
Örnekler
“Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti.”
“Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar.”
“Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş.”
CEFR Seviyesi
C2
Ustalık
Bu kelime CEFR C2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — ustalık seviye.
Bu kelime CEFR C2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — ustalık seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free