ağız anlamı | Babel Free
ɑˈɰɯzTanımlar
- yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve gıdaları vücuda almaya yarayan boşluk
- Irmak takımyıldızının en parlak, ve gökyüzünün de sekizinci en parlak yıldızı
- Bu organın dudaklarla beraber dış sınırı:
- Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı:
- Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer; kavşak, munsap
- Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı:
- Giriş yeri:
- kavşak
- Kesici aletlerin keskin tarafı.
- Üslup, ifade biçimi:
- Top, tüfek vb. silahlarda namlunun ucu veya açık olan kısmı.
- Belli yerleşim bölgelerine özgü, yazı dili hâline gelmemiş dil; diyalekt:
- Bir bölgenin müzik kültüründe görülen söyleyiş özelliklerinin tümü.
- Yanardağın lav akıtan üst kısmı
- (mecaz) birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği
- bir bölge melodilerinde görülen özelliklerin tamamı
Eşdeğerler
Afrikaans
mond
العربية
فم
Ελληνικά
στόμα
Esperanto
buŝo
Euskara
aho
فارسی
دهان
Gàidhlig
beul
Galego
boca
ગુજરાતી
મુખ
Hausa
baki
Hrvatski
usta
Bahasa Indonesia
mulut
한국어
입
Кыргызча
ооз
Lëtzebuergesch
Mond
Lingála
monoko
Lietuvių
burna
Malagasy
vava
Македонски
уста
Монгол
ам
मराठी
मुख
Bahasa Melayu
mulut
Português
boca
Русский
рот
Gagana Sāmoa
gutu
Kiswahili
kinywa
Türkmençe
agyz
ئۇيغۇرچە
ئېغىز
Українська
рот
CEFR Seviyesi
C1
İleri
Bu kelime CEFR C1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — i̇leri seviye.
Bu kelime CEFR C1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — i̇leri seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free