Meaning of ağız | Babel Free
/ɑˈɰɯz/Tanımlar
- yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve gıdaları vücuda almaya yarayan boşluk
- Irmak takımyıldızının en parlak, ve gökyüzünün de sekizinci en parlak yıldızı
- Bu organın dudaklarla beraber dış sınırı:
- Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı:
- Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer; kavşak, munsap
- Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı:
- Giriş yeri:
- kavşak
- Kesici aletlerin keskin tarafı.
- Üslup, ifade biçimi:
- Top, tüfek vb. silahlarda namlunun ucu veya açık olan kısmı.
- Belli yerleşim bölgelerine özgü, yazı dili hâline gelmemiş dil; diyalekt:
- Bir bölgenin müzik kültüründe görülen söyleyiş özelliklerinin tümü.
- Yanardağın lav akıtan üst kısmı
- (mecaz) birini yanıltmak, kandırmak amacıyla dolambaçlı birtakım sözler söyleme özelliği
- bir bölge melodilerinde görülen özelliklerin tamamı
CEFR Seviyesi
C1
Advanced
This word is part of the CEFR C1 vocabulary — advanced level.
This word is part of the CEFR C1 vocabulary — advanced level.