Meaning of oyun | Babel Free
/oˈjun/Tanımlar
- yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence
-
oy (ad) sözcüğünün çekimi: form-of
- tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi
-
tamlayan tekil form-of
- müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü
-
ikinci tekil şahıs iyelik tekil form-of
- seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes
- bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma
- şaşkınlık uyandırıcı hüner
- kumar
- güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket
- teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç
- (mecaz) hile, alicengiz oyunu, düzen, desise, entrika
Eşdeğerler
Örnekler
“Dursun zaman / “Dursun” diyorsun da / Oyun değil ki yaşamak”
Let time stop / You say, “Let it stop” but / Life is not a game
“Zeybek oyunu.”
“Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları.”
“Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu.”
“Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar.”
“Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.