böcek anlamı | Babel Free
bøˈd͡ʒecTanımlar
- Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı; haşere, böce, böcü.
- Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı.
- Istakoz ve karides sepeti çekmeye yarayan, ince demirden çapa.
-
Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar. dialectal
- dinleme cihazı
- Cep telefonu, bilgisayar vb.ne yüklenen casus yazılım.
- gizli kamera
-
Ufak tefek, esmer kimseler için söylenen sevgi sözü. metaphoric
- Yazılım ve bilgisayar sistemlerinde karşılaşılan hatalar ve işlev bozuklukları.
- Osmanlı Dönemi’nde suçluları yakalamada muhbir olarak kullanılan tövbekâr hırsız veya yankesici.
Eşdeğerler
Örnekler
“Yemeğimde böcek var!”
There's a bug in my food!
CEFR Seviyesi
B2
Orta üstü
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free