Meaning of ağırlaşmak | Babel Free
Tanımlar
- ağır duruma gelmek
- sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak
- gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak
- yavaşlamak
- gebe kadın doğurması yaklaşmak
- yiyecek bozulmaya yüz tutmak
- organ görevini yapamaz duruma gelmek
- (mecaz) ağırbaşlı olmak
- (mecaz) güçleşmek, zorlaşmak
- (mecaz) hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak
Örnekler
“Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk.”
“Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni sararıyor, hareketleri ağırlaşıyordu.”
“Bu et yarına kalırsa ağırlaşır.”
“Geçim şartları ağırlaştı.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.