ışık
Tanımlar
- aydınlanma için kullanılan elektrik
- yeri aydınlatmaya yarayan araç
- cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji
- (mecaz) sevinç, mutluluk veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
- (mecaz) yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser v.s.
- sıcak bir kaynaktan çıkan, dalga boyu 400-750 nm olmak|olup gözle görülebilen elektromanyetik dalga; erke, nur, şavk, şua, ziya
Eşdeğerler
52 more languages
Afrikaanslig
Azərbaycan diliişıq
Catalàllum
Češtinasvětlo
Dansklys
Eestivalgus
Euskaraargi
Gaeilgesolas
Galegoluz
ગુજરાતીપ્રકાશ
עבריתאור
Bahasa Indonesiaarmatur
Íslenskasólarljós
Latviešugaisma
Македонскисветилник
Bahasa Melayucahaya matahari
Polskiświatło
Shqipdritë
தமிழ்வெயில்
Тоҷикӣофтоб
Türkmençeyşyk
Türkçegüneş ışığı
اردودھوپ
Tiếng Việtánh nắng
中文光
繁體中文光
Örnekler
“Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı.”
“Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı.”
“Bütün gözlerden mânâlı ışıklar sıçrıyordu.”
“Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan.”
“Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi.”
CEFR Seviyesi
B1
Orta
Bu kelime CEFR B1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta seviye.
Bu kelime CEFR B1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free