ışık anlamı | Babel Free
[ɯˈʃɯk]Tanımlar
- aydınlanma için kullanılan elektrik
- yeri aydınlatmaya yarayan araç
- cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji
- (mecaz) sevinç, mutluluk veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
- (mecaz) yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser v.s.
- sıcak bir kaynaktan çıkan, dalga boyu 400-750 nm olmak|olup gözle görülebilen elektromanyetik dalga; erke, nur, şavk, şua, ziya
Eşdeğerler
Azərbaycanca
işıq
Català
llum
Eesti
valgus
Euskara
argi
Gaeilge
solas
Galego
luz
ગુજરાતી
પ્રકાશ
Bahasa Indonesia
armatur
Íslenska
sólarljós
Latviešu
gaisma
Македонски
светилник
Bahasa Melayu
cahaya matahari
Shqip
dritë
தமிழ்
வெயில்
Тоҷикӣ
офтоб
Türkmençe
yşyk
Türkçe
güneş ışığı
اردو
دھوپ
Tiếng Việt
ánh nắng
Örnekler
“Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı.”
“Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı.”
“Bütün gözlerden mânâlı ışıklar sıçrıyordu.”
“Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan.”
“Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi.”
CEFR Seviyesi
B1
Orta
Bu kelime CEFR B1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta seviye.
Bu kelime CEFR B1 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free