Meaning of ışık | Babel Free
/[ɯˈʃɯk]/Tanımlar
- aydınlanma için kullanılan elektrik
- yeri aydınlatmaya yarayan araç
- cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji
- (mecaz) sevinç, mutluluk veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
- (mecaz) yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser v.s.
- sıcak bir kaynaktan çıkan, dalga boyu 400-750 nm olmak|olup gözle görülebilen elektromanyetik dalga; erke, nur, şavk, şua, ziya
Örnekler
“Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı.”
“Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı.”
“Bütün gözlerden mânâlı ışıklar sıçrıyordu.”
“Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan.”
“Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi.”
CEFR Seviyesi
B1
Intermediate
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.
This word is part of the CEFR B1 vocabulary — intermediate level.