Meaning of güzel | Babel Free
/ɡyˈzæl/Tanımlar
- göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran
- iyi, hoş
- beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
- ahlakî üstünlük ve soyluluk düşüncesi uyandıran
- görgü kurallarına uygun olan
- sakin, hoş (hava)
- aldatıcı, kandırıcı, okşayıcı
- doğru, pek iyi
Örnekler
“Bugün güzel görünüyorsun.”
You look beautiful today.
“Güzel kız. Güzel çiçek.”
“Yalının en güzel odası bizimdi.”
“Güzel şey canım, milletvekili olmak!”
“Güzel bir fırsat.”
“Güzel duygular. Çok güzel hareketler bunlar!”
“Güzel bir gece.”
“Güzel vaatler.”
“Güzel güzel amma”
CEFR Seviyesi
A1
Beginner
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.
This word is part of the CEFR A1 vocabulary — beginner level.