Meaning of derin | Babel Free
/[deˈɾin]/Tanımlar
- dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
- yüzeyden içeri inen
- kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan
- uzun süren
- (mecaz) ayrıntılı
- (mecaz) içten gelen
Örnekler
“Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor.”
“Bu su çok derin”
“Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu.”
“Henüz kapkaranlıktı dışarısı ve derin bir sessizlik içindeydi ev.”
“Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi.”
“Hangi limana varacağını bilmeyen gemiciye derin bir denizcilik bilgisinin faydası ne”
“Bir yandan da bundan derin bir utanç duyuyorum.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.