Meaning of doğrultu | Babel Free
/doːɾuɫˈtu/Tanımlar
- yön, istikamet, veçhe
- tutulan, izlenen yol
- paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum
- belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet
- bir nükleik asit ipliğini oluşturan nükleotitlerin uçuca eklenme yönüyle ilişkil
Örnekler
“Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda ... devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.”
“Düz gittiği veya geldiği düşünülen bir okun uzayda kalan izi, okun doğrultusunu gösterir.”
CEFR Seviyesi
B2
Upper Intermediate
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.
This word is part of the CEFR B2 vocabulary — upper intermediate level.