Meaning of yüksek | Babel Free
/jycˈsec/Tanımlar
- Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı.
- Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan; ali, mürtefi.
- Güçlü, şiddetli olan.
- Etkili olan.
- Derece veya makamı bakımından üstün
- Normal değerlerin üstünde olan.
-
erdemli. metaphoric
- Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan.
Örnekler
“Mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı.”
“Yüksek basınç.”
“Gönlünün matemiyle mağrur olan kimseye. Cihanın acep hangi sevinci yüksek gelir”
“Yüksek kurul.”
“Türk milletinin karakteri yüksektir.”
“Vatana gözyaşı döktünse eğer. Varlığın bu yüksek gururu anlar.”
CEFR Seviyesi
A2
Elementary
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.
This word is part of the CEFR A2 vocabulary — elementary level.