bir türlü anlamı | Babel Free
ˈbiɾ.tyɾ.lyTanımlar
Örnekler
“Kız, olaydan çok sarsıldı, bir türlü kendini toparlayamadı.”
The girl was badly shaken by the incident, she just couldn't get herself together.
“Neden öyle tepki verdiğini bir türlü anlayamıyorum.”
For the life of me, I can't understand why he reacted that way.
“O numaraları değiştirdiğini biliyordum, ama bir türlü kanıtlayamadım.”
I knew he swapped those numbers, but I just couldn't prove it.
“Toplantıya gitsem bir türlü, gitmesem bir türlü.”
Damned if I go to the meeting, damned if I don't.
“Gelsem bir türlü, gelmesem bir türlü.”
“Ama bizde bir tutukluk vardı, ses birliğini kuramıyorduk bir türlü.”
CEFR Seviyesi
B2
Orta üstü
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Bu kelime CEFR B2 kelime dağarcığının bir parçasıdır — orta üstü seviye.
Ayrıca bakınız
Know this word better than we do? Language is a living thing — help us keep it growing. Collaborate with Babel Free